İslamcılıktan insancılığa geçiş serüveninde LGBT durağı
Zaman içinde insanların fiziksel değişimleri gibi fikirsel değişimleri de kaçınılmazdır ve doğaldır. Eğer bir kişi milyonlarca insan tarafından takip ediliyor ve fikirleri merak ediliyorsa bu değişimleri ister istemez daha bir önem kazanmaktadır. Hakeza bu kişi İslam adına ve Kur-an’dan konuştuğunu iddia ediyorsa, o değişimler sadece kendisini değil onu takip edenleri ve içinde yaşadığı toplumu da etkiler.
Düşünce yolculuğunun tarihsel seyri bugünkü teknolojik gelişmelerle gayet mümkün hale gelmiştir. Aynı konuda farklı ve birbirine zıt cevapların nasıl verilebildiğini işte bu teknolojik kayıtlarla gözlemleyebiliyoruz ve belki de bu sayede doğruyu yanlıştan daha iyi ayırt edebilir hale geliyoruz.
Kişi her kim olursa olsun dün konuştuğu da bugün söylediği de kendindendir. Kendi yorumudur. Bu yorumunu İslam’ın kendisi, Kur-an’ın sözü olarak dile getiriyorsa sorunludur, sıkıntılıdır. Bu sebeple her kimden neyi dinliyorsak hata ve yanılma payını da hesaba katarak sadece bir yorum olarak görmeyi alışkanlık haline getirmeliyiz. Her ne söylüyorsa söylesin, bir öz sorgu sürecinden geçirmeli ve o şekilde kabul etmeliyiz. Eğer böyle yaparsak insanlara dair hayal kırıklıklarımız daha az olacak ve bilgisel beslenme serüvenimiz hiçbir zaman sekteye uğramayacaktır.
Bu minvalde teolog (tanrı bilimci) Mustafa İSLAMOĞLU’nun Cinsel tercih ve LGBT bireyleri hakkındaki yorumlarının zaman içindeki içler acısı serüvenini gelin birlikte okuyalım.
İslamcı Mustafa İslamoğlu bir zamanlar bu konuda indirilmiş dinden konuşmuş. Zira referansları Kur-an’dan ve söyledikleri net.
Soru:
Bir insanın cinsel tercihi düşünce özgürlüğü kapsamında ele alınabilir mi?
Cevap:
Hayır. Bu fiil toplumsal olarak işlendiğinde bir şenaat (kötülük-alçaklık), bir fecaat (yürekler acısı durum) ve bir isyandır. Allah’a karşı işlenmiş tuğyandır (azgınlık, sapıklık, taşkınlık). Bu fiil sadece zina değil, aynı zamanda fıtrata karşı savaşmaktır. Fıtratı hiçe saymaktır. Ama şu bir gerçek ki, bu fıtratı hiçe sayan, tarih içinde bu ahlaksızlığı işleyen veya bu günahı işleyen birçok insan helak edilmemiştir. Peki Lut kavmi neden helak edilmiştir derseniz eğer, başkalarına zorla dayatmış olduklarındandır. Günahı dayatmak helak sebebidir. Eğer kişi bu günahı tercih sebebi yapmış ve bunu bireysel olarak işliyorsa zaten kimsenin haberi olmayacaktır. Fakat bu günah özendirilmeye başlandığı andan itibaren kamu otoritesi devreye girer ve cezalandırır. O ceza günahın cezası olmaktan çok o günahın kamuya bulaştırma cezasıdır.
Ancak zaman geçmiş. İslamcılıktan insancılığa terfi !!! eden Mustafa İslamoğlu bu sefer uydurulmuş dinden konuşuyor. Referansları belirsiz, söyledikleri muğlak.
Soru:
İslam’ın LGBT’lilere bakışı nedir?
Cevap:
Eğer cinsel yönelimi farklıysa, siz o cinsel yönelimi farklı olanlara bu insani hakkından mahrum edemezsiniz. İnsan olarak herkesin ne kadar hakkı varsa, onun da o kadar hakkı var. Eğer bu meseleyi eğer mezheplere bırakırsanız farklı sonuçlanır, eğer otoriteye bırakırsanız farklı sonuçlanır, anlayışlara göre farklı sonuçlanır. Benim burada söylediğim şey şudur. Bu insanlar günahkâr olarak nitelendirilir. Günahkâr olarak nitelemek başka bir şey, düşman olarak kodlamak başka bir şeydir. Günahkarın da hakkı insan hakkıdır. Bu anlamda bu insanların düşman olarak kodlanması önlenmeli. Bu insan İslam’a göre günah işliyor. Fakat günah işleyen bu insan insandır. Buna düşman hukukunu uygulayamazsın. İnsan hukukunu uygularsın.
İki yorumunu da okuduktan sonra diyebileceğimiz ancak şudur. Yüce Allah doğru istikametten ayırmasın.


