Nil nehrine sandık içinde bırakılan çocuk: Musa
Mısır kralı Firavun, bir ateşin tahtını yerle bir ettiğini rüyasında görür ve sabahı beklemeden gece yarısı sarayındaki tüm rüya yorumcularını huzuruna çağırır. Çok korkmuştu. Ama bu korkusunu çevresine belli ettirmek istemiyordu. Acilen bana bu rüyayı yorumlayın dedi. Rüya yorumcuları baş başa verdiler ve nihayet tek bir yorumda karar kıldılar. Sevgili Kralımız lütfen bizi bağışlayın. Ama gördüğünüz rüya bu yıl doğacak bir erkek çocuğun sizi tahtınızdan indireceğine işarettir. Bunu duyan Firavun biraz daha korktu ve o yıl doğan bütün erkek çocukların öldürülmesini emretti.
O yıl doğacak erkek çocuklardan birisi de Musa idi. Musa’ya hamile olan annesi Yokebed, doğacak bebeğinin hayatını nasıl kurtaracağını düşünürken Allah ona şu bilgiyi verdi:
“Onu emzir. Başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman da onu suya bırak. Üzülme, korkma. Çünkü biz, onu sana geri vereceğiz.” (Kasas Sûresi, 7. Âyet)
Bebeğini şefkatle emziren annesi sevgili yavrusunu son bir kez öptü ve onu Rabbine emanet ederek tahta bir sandık içinde Nil nehrine bıraktı. Musa’nın kız kardeşi henüz çocuktu. O da suyun üzerinde akıp giden tahta sandığı gizlice takip etti. Nehrin akıntısında sürüklenen beşik, Firavun’un sarayının önüne kadar geldi. Firavun’un karısı Asiye, nehir kıyısında gezerken sudaki beşiği fark etti ve yanına yaklaşıp örtüyü açtığında çok şaşırdı. Çünkü beşikte sevimli bir bebek, olup biten her şeyden habersiz bir şekilde uyuyordu. Hemen bebeği kucağına aldı. Kendi çocuğuymuş gibi ona bir anda içi ısınmıştı. Kocası Firavun’un yanına gitti. Bu çocuğu çok sevdiğini söyleyip, ona kötü bir şey yapmamasını istedi.
Firavun’un ikna olmasıyla Musa, sarayda yaşamaya başladı. Ama bebeğin sağlıklı beslenmesi için anne sütü gerekiyordu. Ülkenin her tarafına bir sütanne arandığı duyuruldu. Ancak bebek, hiçbir kadının sütünü kabul etmiyordu. Musa’nın kız kardeşi saraya gelerek onu emzirebilecek bir sütanne bildiğini söyledi. Böylece Musa’nın kendi annesinin çağrılmasını sağladı. Durumu haber alan Musa’nın annesi saraya giderek bebeğe sütannelik yapmak istediğini söyledi. Bebek, annesinin sütünü kabul etmişti. O kadının Musa’nın öz annesi olduğunu kimse bilmiyorlardı. Ama Allah, tevekkül ve sabır gösteren anneyi yavrusuna kavuşturmuştu. Böylece Musa, Firavun’un sarayında öz annesiyle birlikte büyümeye başladı.
Musa, dürüstlüğü ve güzel ahlâkı ile çevresindeki insanları etkileyen bir genç olmuştu. Daha sonra Allah, Musa’yı peygamber olarak görevlendirdi ve ondan zalim Hükümdar Firavun’a giderek dinini anlatmasını istedi. Hazreti Musa, kendisi gibi peygamber olan kardeşi Hazreti Harun’la beraber Firavun’a gitti. Onu, Allah’ın varlığını ve birliğini tanımaya, sadece Allah’a inanmaya çağırdı. Ancak Firavun bu çağrıyı reddetti. Hazreti Musa’ya peygamber olduğunu ispatlaması için bir mucize göstermesi gerektiğini söyledi.
Allah, Hazreti Musa’dan elindeki asâyı (bastonu) yere atmasını istedi. Asâyı yere atar atmaz asâ bir yılana dönüştü. Firavun bunu bir sihir zannetti ve derhal sihirbazlarını çağırarak onlara “Hemen Musa’nın sihirlerini yok edin!” diye emir verdi. Sihirbazlar bütün hünerlerini gösterdiler. İplerin ve ağaç dallarının yılancıklar gibi yerde kıvrılmasını sağladılar. Ancak Hazreti Musa’nın asâsı bütün sihirleri yuttu ve yok etti. Sihirbazlar Hazreti Musa’nın yaptığının sihir olmayıp Allah’tan bir mucize, yani insanın yapamayacağı harika bir olay olduğunu anlayınca Allah’a iman ettiler. Fakat Firavun iman etmedi. Kendisini bırakarak Allah’a gönülden bağlanan sihirbazları zalimce cezalandırdı.
Hazreti Musa halkını yanına alarak Mısır’dan çıkmaya karar verdi. Bunu haber alan Firavun, onları yok etmek için ordusuyla peşlerine düştü ve Kızıldeniz kıyısında onlara yetişti.
Hz. Musa, kendisine yardım etmesi için Yüce Allah’a dua etti. Allah, ona elindeki asâyı denize vurmasını emretti. Asâsını denize vurunca deniz ikiye ayrıldı. Bunun üzerine Hazreti Musa ve yanındakiler denizde açılan yoldan karşı kıyıya geçtiler. Firavun ve ordusu da bu yoldan geçmek isteyince, deniz tekrar birleşti. Firavun ve ordusu dev dalgaların arasında kalarak boğuldular. Böylece Allah kendisine inananları yalnız bırakmadı ve inkâr edenlerin, zalimlerin kötülüklerinden korudu.
Notlar:
-
- Firavun Mısır krallarına verilen bir lakaptır. Hz. Musa zamanındaki kralın adı Velîd Bin Mus‘ab’tır.
-
- Musa’nın annesinin adı Kur-an’da ve islami kaynaklarda geçmemektedir. Tevrat’ta Yokebed olarak geçmektedir. Babasının adı ise yine tevratta Amram olarak geçmektedir. Amram Hz. Yakub’un soyundan gelmektedir.
-
- Kur-an’da adı en çok geçen peygamber Hz. Musa’dır. Adı 136 kez Kur-an’da zikredilmiştir.
-
- Hz. Musa’nın 2 tane kardeşi vardır. Biri kendisine hem yardımcı hem de aynı zamanda peygamber olan Hz. Harun’dur. Hz. Harun Hz. Musa’dan küçüktür. Diğeri kardeşi de ondan büyük olan Miryam’dır.
-
- Hz. Musa’ya Tevrat kitabı verilmiş ve İsrailoğullarına (Yahudilere) peygamber olarak gönderilmiştir.
-
- Yüce Allah Hz. Musa ile aracısız olarak konuşmuş ve vahyini bildirmiştir. Bu sebeple Hz. Musa’nın bir lakabı da Kelimullah’tır.


