Süslümanca Yaşama Dair
Kollarını kaldırmaya, belini dik tutmaya gücü yetmeyecek kadar ağırlıkta altın (veya sarı metal) ile bir bayan, hayatının amacını anlatır cinsten bir müzik eşliğinde üzerindeki takıların ve elindeki aksesuarların tanıtımını yapyor. Giyim tarzından yola çıkarak Müslüman olduğu kanaatine varılan bu bayanın inancı ile yaşamının arasında tezat olduğunu düşünen onlarca kişi eleştiriler ve yorumlar yaptı, yapıyor. Gerçi bahse konu kişinin ve yaptıklarının bir reklam olduğu açıklandı, anlaşıldı. Ancak, her ne kadar mevzu bahis tanıtımın sahte objelerle yapılmış olduğu söylense de gerçek hayatta benzerlerini sıklıkla görmeye başladık, alıştık.
Az veya çok bulduğu her meta ile hayatına anlam katmaya çalışan ve bunu diğerlerine göstermek suretiyle mutluluğu arayanların sayısı artık hiç de azımsanmayacak kadar çok. Gerçi bu gösteriş merakı insanlık tarihi boyunca her zaman var olagelmiştir. Ancak bugün iletişim olanaklarının olabildiğince gelişmesi ile mahrumiyet yaşayanların nezdinde bu görgüsüzlük daha bir yankı bulmaya başlamıştır.
Dini inancı, ideolojisi, milliyeti ve cinsiyeti fark etmeksizin ihtişamlı yaşamları, lüks giyimleri, pahalı takı ve aksesuarlarının arkasında görünmeyi ve bunlarla gösteriş yapmayı maharet sayan binlerce insan var. Ancak İslam dininin esasları ile bu dine mensup olanlardan hasıl olan bu tür davaranışlar uyuşmadığından daha büyük eleştirilere maaruz kalmaktadırlar.
Gösterişleri ile gündem olan Müslümanlara "Süslüman" şeklinde bir yakıştırma, tabir kullanılıyor. Başka versiyonları diğer din ve ideolojilere uyarlanmış olsa da sanırım en çok da Müslüman'ların Süslüman olarak adlandırılması kabul gördü ve yaygın olarak kullanılıyor.
Bir Mülüman Neden Süslüman Olamaz?
Çünkü bir Müslüman sadece kendinden sorumlu değildir. Müslüman diğergamdır. Ailesine, akrabasına, komşusuna, insanlıkta eşine, dinde kardeşine karşı sorumludur, duyarlıdır. Onlardan her hangi birisinin ihtiyacı onun sırtında yük, yüreğinde derttir. Ailesinde, binasında, mahallesinde, şehrinde, ülkesinde ve hatta dünyanın her hangi bir köşesinde aç kalan, açıkta yatan birilerinin olduğunu bilmek Müslümanın kalbinde sızıdır. Zira Yüce Allah'ın aşağıdaki mesajları onun kapısını çalmıştır.
Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile, onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” (Haşr Suresi 9. Ayet)
“Onlar içleri çektiği halde, yiyeceği yoksula, öksüze ve yetime yedirirler. Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz. Derler.” (İnsan suresi 8-9. Ayetler)
Mesaj bu olunca Müslümanın Süslüman olarak anılması elbette büyük bir zillettir.


