Kuyruğu Kesik Tilkinin Hikayesi
Zamanın birinde uzak bir diyarda sadece bir keçisi olan yaşlı bir nine yaşarmış. Bu yaşlı nine keçisini sağıp sütünü satar ve onunla geçimini sağlarmış.
Günün birinde, kurnaz bir tilki yaşlı ninenin evinin yanından geçerken; ninenin keçisini sağdığını ve sütünü bir tahta kaba koyduğunu görmüş. Yaşlı ninenin evine girdiği bir sırada tilki gelip sütü bir güzel içmiş.
"Bazı alışkanlıklar kötü olabilir"
Sütün tadını alan tilki artık bunu bir alışkanlık haline getirmiş ve her gün gelip ninenin sağdığı sütü içmeye başlamış. Ancak hesap etmediği bir şey varmış. Yaşlı nine de en az tilki kadar kurnazmış. Önce sütün nasıl yok olduğunu öğrenmiş ve tilki için bir tuzak hazırlamış. Tahta kabın etrafına kuvvetli bir tutkal (yapıştırıcı) sürmüş ve ertesi gün tilkinin gelip sütü içmesini beklemiş. Tilki her gün yaptığı gibi gelip sütü içmiş. Ama giderken kuyruğunun tahta kaba yapıştığını fark etmiş. Yaşlı nineye yakalanmamak için kuyruğunu hızlıca çekerken kökünden koparmış ve kuyruksuz bir şekilde arkadaşlarının yanına dönmüş.
"Başkalarının eksiklikleri ile dalga geçmek her zaman kötüdür"
Arkadaşları gülerek ve dalga geçerek “Hey, bakın kuyruksuz tilki geldi. Kuyruksuz, kuyruksuz…” demeye başlamışlar. Tilki rezil olduğunu hissetmiş ve “Acaba ne yapsam da kuyruğumu nineden geri alsam”, diye düşünmeye başlamış. “Gider, özür diler, rica eder, yalvarır ve her istediğini yaparım. Bu şekilde nene de bana acır ve kuyruğumu geri verir” diye karar vermiş ve ninenin yanına gitmiş.
Düşündüklerini nineye söylemiş ve eklemiş “Nine gel, yapma böyle, acı bana. Kuyruğumu bana geri ver.” Bunun üzerine nine:
“Peki, olur. Sen benim sütümü ver, ben de senin kuyruğunu geri vereyim”, demiş. Tilki; ama sütü içtim. Geri veremem ki demiş. “Ben anlamam. Sütümü isterim” demiş nene. Bir çare olarak keçinin yanına gitmiş tilki ve yalvarmış:
“Ey keçi kardeş, lütfen bana süt ver, götürüp nineye vereyim, o da kuyruğumu geri versin.” Demiş. Keçi;
“Bana yiyecek güzel bir şeyler getir. Mesela ağaç yapraklarını. Yiyip sana süt vereyim.” Demiş. Sonra tilki, ağaca gider ve yapraklarını ister. Ağaç der ki;
“Git suya, su getir, bana ver, içeyim ki sana yaprak vereyim. Onu keçiye götür, keçi sana süt versin; sütü götür, nineye ver; o da kuyruğunu geri versin.”
Tilki çaresiz bir şekilde suya gider. Su ona der ki;
“Git çiftçiye söyle, gelsin suyu tutsun, götürsün ağaca versin; ağaç sana yaprak versin, sen yaprağı keçiye ver; keçi sana süt versin, sütü götür, nineye ver o da kuyruğunu geri versin.”
Tilki bu sefer de çiftçinin yanına gider. Çiftçi der ki;
“Git bana yumurta pişir getir yiyim, bu suyu senin için tutayım. Onu al, ağaca götür, sana yaprak versin. Yaprağı keçiye ver, sana süt versin. Sütü nineye ver, o da sana kuyruğunu versin.”
Çaresiz ve yorgun tilki, tavuğun yanına gider. Tavuk da ona der ki;
“Git bana marketten buğday, yem getir. Onu yiyip sana yumurta yapayım. Sonra onu götürüp çiftçiye verirsin. O yesin ve sana su versin; suyu ağaca ver, sana yaprak versin. Yaprakları keçiye götür. Yiyip sana süt versin. Sütü götürüp nineye ver. O da sana kuyruğunu versin.”
"İhtiyacı olanlara yardım etmek her zaman güzeldir."
Tilki markete gider ve buğday ile yem ister. Marketin sahibi yorgun ve bitkin tilkinin haline acır ve der ki;
“Pekâlâ, baş göz üstüne, ben sana istediğini vereyim, götür tavuğa ver.”
Tilki, buğdayı götürür, tavuğa verir; tavuk ona yumurta verir, yumurtayı çiftçiye verir; çiftçi onu yer, doyar; gider ağaca su tutar, ağaç ona yaprak verir ve onu götürür keçiye verir; keçi ona süt verir, sütü götürüp nineye verir; nine de ona kuyruğunu geri verir.
Sonra tilki diğer tilki arkadaşlarının yanına geri döner ve eskisi gibi yaşamaya devam eder. Ama artık ciddi bir hayat dersi almıştır. Başkalarının mallarını onlardan habersiz ve izinsiz olarak almanın ne kadar kötü bir şey olduğunun farkına varmış.


